Bal, hem ülkemizde hem de dünyada en fazla taklit edilen ve analizi en zor gıda ürünlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Bu durum; bir yandan haksız rekabet amacıyla yapılan uygunsuz uygulamalardan, diğer yandan ise arıların mevsim dışı ve yoğun şekilde şurupla beslenmesinden kaynaklanabilmektedir.
Balın doğal yapısını bozan bu tür müdahalelerin tespitine yönelik analiz yöntemleri, zaman içerisinde yetersiz kalmıştır. Geçmişte en ileri tekniklerden biri olarak kabul edilen C13 Karbon İzotop Analizi dahi balın %100 saflığını belirlemede sınırlı kalmaktadır.
Bu doğrultuda bilim dünyası, gıdada taklit ve tağşişin tespiti için daha ileri teknolojilere yönelmiş ve yeni nesil analiz yöntemleri geliştirmiştir. Bu yöntemlerin başında gelen Nükleer Manyetik Rezonans (NMR) teknolojisi, günümüzde bal analizinde en güvenilir ve kapsamlı yöntemlerden biri olarak kabul edilmektedir.
Tıp alanında kullanılan manyetik rezonans teknolojisinin bir türevi olan NMR, Avrupa'daki akredite laboratuvarlarda "bal saflık testi" olarak tanımlanmaktadır.
NMR analizi; balın yapısında bulunan karmaşık moleküler bileşenleri atom çekirdeği seviyesinde inceleyerek son derece yüksek hassasiyetle değerlendirme imkânı sunar. Bu teknoloji sayesinde balın moleküler profili detaylı şekilde ortaya konulmakta ve içeriğine herhangi bir yabancı madde eklenip eklenmediği yüksek doğrulukla tespit edilebilmektedir.
